İsa, Haç üzerinde ölmedi mi?

İsa Mesih'in çarmıhta ölümü ve dirilişi binlerce yıldır Hıristiyanların duyurduğu temel gerçekti. Peki ne oldu da 600 yıl sonra başka bir inanç ortaya çıkıp bunun yalan olduğunu söyledi? Kur'an'ın aşağıdaki ayetlerine dayanarak, Müslümanların hemen hepsi İsa'nın haç üstünde öldüğünü reddederler:

["Biz, Allahın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" diyorlar. Oysa ki, O'nu öldürmediler, O'nu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. O'nun hakkında tartışmaya girenler, O'nunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, O'na ilişkin bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uymaktalar. O'nu kesinlikle öldürmediler. Tam aksine, Allah O'nu kendisine yükseltti. Kur'an 4:157,158]

Bu ayetler sadece Yahudilerin İsa'yı çarmıha gerdikleri ve öldürdükleri – pek doğaldır ki, Mesih'lerini öldürmüş oldukları değil – iddiası ile yalnızca çelişmekle kalmıyor, aynı zamanda İsa'nın haçta can verdiği şeklindeki temel Hıristiyan inancına da ters düşüyor. İsa'nın ölümüne ve yeniden dirilişine ilişkin Kur'an'da yer alan diğer atıflar ileriye dönüktür. İsa, haç üstünde ölmemiş, yukarı alınmıştır, ölüm ve diriliş uyarınca yeniden gelecektir.

Haç üstünde olup biten neydi? Kimi Müslümanlar Yahudilerin bir başkasını, Tanrı'nın İsa görünümü verdiği birini çarmıha gerdiklerini söylemektedir. Bu kişinin Yahuda İskariyot, Sirene'li Simun ya da bir Romalı olması muhtemeldir. Diğer yorumcular İsa yerine bir başkasının çarmıhta can vermiş olmasını ahlaki yönden makul bulmadıklarından olsa gerek, kararsızdırlar ve konuya değinmekten kaçınırlar.

Müslümanların çoğunluğu tarafından iman dışı kabul edilen Ahmediye hareketinin taraftarlarının inancı ise, İsa'nın bir baygınlık geçirip daha sonra ayıldığı yönündedir. Müslümanların şunu da ilave etmeleri mümkündür: Tanrı, kendi sadık peygamberi ve hizmetkarı İsa'nın haçın üzerindeki utanç dolu ölümüne asla izin vermezdi.

İşte bu nedenledir ki, Müslümanlar İsa'nın haç üstünde ölümünü reddederler. İsa'nın Oğulluk niteliği veya Kutsal Üçlüğünün kavranmasında Müslümanların zorlanışını anlayışla karşılanabilir. Bu tür açıklamalar İncil'de kuvvetlice temellendirilmiş olmakla birlikte yine de imana ilişkin konulardır. Ama olayın tanrıbilimini de ilgilendiren önemi de bir yana, İsa'nın haçta ölümü, inançlı olsun olmasın, Müslümanlardan başka herkesçe kabul edilen bir tarih gerçeğidir.

Yeni Ahit'in titizlikle her okunuşu, Mesih'in ölümü ve tekrar dirilişinin İncil'in mesajının çekirdeğini oluşturduğunu ortaya koyar. İncil'in kayıtlarının önemli bir bölümü bu olaylara ayrılmıştır. İsa, kendisi de bu olayları sürekli olarak önceden bildirir. Bu olayların, üstü örtülü şekilde de olsa, Eski Ahit'te yer aldığını O görebilmiştir. O'nun öğretisi de, işleri de bu olaylara işaret eder, gerçekte onlara bağlıdır.

Mesih olarak acı çekmeli, ölmeli ve ölümden dirilmelidir. Bunu anlamada yetersiz kalmaları nedeniyle kendi elçilerini azarlar. Sonraları gerçeği görebilen Petrus, Elçilerin İşleri'nin ilk bölümlerinde belirtildiği üzere, bunları İsa'nın vaizliğinin kalbi olarak ilan eder.

Pavlus da İsa ve Petrus'un ardından kendisi için birinci derecede önemli olanı şöyle dile getirir: "...Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve üçüncü gün ölümden dirildi(1.Korintliler 15:3,4).

Aynı şekilde, ilk kilise babalarıyla Hıristiyan birliğinin yazı ve kararları da keza aynı şekilde İsa'nın ölümü ve tekrar dirilişi üzerinde odaklanır. Kilisenin kuruluşundan itibaren İsa'nın elçileri, bu olayları anma amacıyla Rab'bin son akşam yemeğini kutladılar.

İslam, İsa'nın kurtulduğunu ileri sürüyor. Ancak, Tanrı'nın egemenliği İsa'nın kaçışı ile korundu ise, diğer kısımlarında Kur'an nasıl olup da Yahudilere vaktiyle öldürdükleri peygamberlerin ve elçilerin hesabını soruyor? [Kur'an 4:155; 5:70] İsa'nın kaçışı bir gerçekse, o zaman kendisi hakkında bizzat öngördüğü kaderden mi kaçmış oluyor?

Eğer ölmezse, ancak toprağa düşüp öldüğünde çok ürün veren buğday tanesine nasıl benzeyecek? (Yuhanna 12:24)

Bizlere ölüme kadar sevmeyi öğütleyen Mesih, kendisi mi kaçacak ölümden? (Yuhanna 15:13) Meseleye Yeni Ahit'in yaklaşımı ile, İsa'daki 'islamteslimiyet', diğer deyişle, yaşamda ve ölümde O'nun Göksel Baba'sına tam bağlılık ve teslimiyeti aslında İslama mükemmel bir örnektir. O, ıstırap ve ölüm kabından Göksel Baba'sının iradesi doğrultusunda içer. O, Tanrı Kuzusu olduğu için İyi Çobandır da...Ve günahlı insanlık için Tanrı'nın fidyesidir.

Kur'an'a göre Tanrı her millete rehberlik mesajı ile peygamberler göndermişti. Rehberlik mesajı öncelikle önemli idi. Çünkü bu Tanrı Sözü idi, peygamber ise yalnızca bir aracı, bir kanaldan ibaretti. Öte yandan, Yeni Ahit'in açıklıkla gösterdiği üzere, İsa Mesih'in bizzat kendisi Tanrı Sözüdür. Tanrı'nın yaşayan mesajı olarak O, insanlığı yalnızca yönlendirmekle yetinmeyip onu kurtarır da. Yeni Ahit'in İsa'nın ölümü ve tekrar dirilişi üzerinde özel bir şekilde yoğunlaşmasının nedeni de budur.

Yalnızca bu iki olay İsa'nın dünya üzerindeki yaşamına anlam verir.

Kur'an'da Tanrı kendi merhametinden bahseder [6:12]. Kur'an'da yer alan bu harika ifadenin bir Hıristiyan tarafından Yeni Ahit terminolojisine çevrilmesine izin verilseydi, o da bunun üzerine, Kurtarıcı Mesih'in kendisinde mevcut sonsuz merhametiyle, bu dünyada Tanrı'nın ve O'nun İlahi Sözünün bir görünümü olduğunu ileri sürmeyecek mi idi?

Çünkü, "Tanrı, bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkarken, Mesih bizim için öldü" (Romalılar 5: 8).

 

İsa Mesih'in Ölümünü beni neden ilgilendiriyor?


İsa ile birlikte iki haydutu da çarmıha gerdiler.  Ancak İsa Mesih'in çarmıh üzerindeki ölümünü onların ölümünden farklı kılan bir sebep vardı.

Kutsal Kitap'a göre her insan günahlıdır. Başlangıçta ilk yaratılan ve dolayısı ile tüm insan soyunun temsilcisi olan Adem, Tanrı'nın ölürsün diyerek uyardığı söze itaatsizlik etti.

Bu olayın sonucunda günahlı olan insanın kutsal olan Tanrı'ya ulaşmasının, O'nunla yeniden ilişki kurarak o eşsiz bereketi yeniden yaşamasının tek yolu günahın ortadan kalkmasıdır.

Ancak insan soyunun yapabileceği hiçbir iyi iş ya da güzel davranış bunu sağlayamaz, çünkü hiçbir şey Tanrının gözünde lütuf bulabilecek derecede değerli olamaz.

Bunu ancak Tanrı'nın kendisi yapabilir. Bu nedenle Tanrı insan soyuna bir fırsat daha vermenin planını hazırlayarak atamız İbrahim'le bir antlaşma yapmıştır.

Tanrı bu antlaşmayla daha çocuğu olmayan İbrahim'e soyunu yıldızlar gibi, kum taneleri çoğaltacağı konusunda vaatte bulunmuştur. Gün gelmiş vaat gerçekleşmiş ve İsrail ortaya çıkmıştır (Bu gün devlet olarak karşımıza çıkan İsrail'den bahsetmiyoruz) ve bu vaatten doğan halk kendi içsel günahı nedeniyle her ne kadar istemese de yinede Tanrı'nın kurallarını yerine getirmeye çalışarak ve en azından Tanrı gerçeğinin ne olduğunu bilerek yaşamaya çalışmıştır.

Tanrı zaman içinde peygamberler aracılığı ile emirlerini onlara iletmiş ve yasaya uymalarını ancak tek başına yasaya uymanın değil gelecekte gelecek olan kurtarıcıya iman etmeleri şartıyla kurtulacaklarını onlara bildirmiştir.

Bu bildiriş çeşitli dönemlerde ve gelecekte olacakların ayrıntılarını verir şekilde gerçekleşmiştir.

Bütün bu sürecin sonunda Allah'ın kelamı sözü aynen önceden bildirildiği ve planlandığı gibi beden almış ve bütün insan soyunun günahlarına kefaret etmek üzere kurban kuzusu gelmiş yazılmış olduğu gibi bütün insan soyunun ölüm acılarını çekerek çarmıha gerilmiş, ölmüş ölüler diyarına inmiş, üçüncü gün ölüler arasından dirilmiştir.

Ölümüyle halkının günaha ölmesini ve dirilişi ile de halkının, yani bizlerin Tanrı ile barışmasını ve günahlarından kurtulup sonsuz bir yaşama kavuşmasını, yani aynı yaratılışın günaha düşüşten önceki bölümüne geri dönülmesini sağlamıştır.

Yukarıda da görüldüğü gibi aslında Mesih'in çektiği tüm acılar Görkemli yaratıcı tarafından önceden planmış, günahımızın ortadan kaldırılması için gerekli acılardır.

Eğer Mesih bu acıları çekmese idi bizler Tanrı ile barışamazdık.

Sonuç olarak Kutsal Kitap ışığında açıkça söyleyebiliriz ki İsa Mesih önceden bildirildiği gibi çarmıha gerilmiş ve bütün bu acıları yaşamıştır bu nedenle Mesih'in kimin tarafından öldürüldüğünden çok neden öldürüldüğü önemlidir.

 

Sonsuz Yaşam Nedir?

Yaşamın kaynağı Tanrı'dır. Günahlarımızdan dolayı Tanrı'dan kopmuş  vaziyette yaşarken fiziksel olarak yaşarız fakat ruhsal olarak ölüyüz.

Günahın anlamı Tanrı'yla uyumsuzluk olduğu gibi ölümün anlamı da Tanrı'dan kopuk olmamızdır. Günah işleyerek Tanrı'ya uyumsuzluk içine gireriz ve bu da bizim Tanrı'dan kopmamıza, yani ölmemize sebep olur.

“Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.” (Romalılar 5:12).

İsa Mesih'in günahlarımızın sonucu olan ölümü yerimize üstlenmesini imanla kabul ederek işlediğimiz günahların kaldırıldığını ve böylece Yaşam olan Tanrı'yla tekrar barışarak birleştiğimizi anlıyoruz. “Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih'i tanımalarıdır.” Yuhanna 17:3.

Böylece bir insanın sonsuz yaşama sahip olmasının yolu öncelikle kendisini Tanrı'dan ayıran günahlardan tövbe etmesiyle,  İsa Mesih'in ölümü aracılığıyla günahlarının ortadan kaldırıldığını imanla kabul etmesiyle ve son olarak İsa Mesih'in dirilişiyle bizi Tanrı'yla barıştırdığını imanla kabul etmesiyle gerçekleşir.

Tanrı'yla barışan kişi Tanrı'yla tek ruh olur (1 Korintliler 6:17). Tanrı'nın Ruh'u ölmüş ruhumuza sonsuz yaşam vermek üzere bizim ruhumuzla birleşerek biz Tanrı'yla bir oluruz. Kutsal Kitap bunu yeniden doğuş diye tanımlar çünkü ölmüş olan ruhumuz Tanrı'nın Ruh'uyla birleşerek ölümden yaşama geçmiştir.

Böylece her insan öncelikle fiziksel olarak doğar, daha sonra da Tanrı'ya birleşerek ruhsal olarak doğar. Ruhtan doğan her insan Tanrı'nın çocuğu olur ve Tanrı'nın Ruh'u aracılığıyla Tanrı'yla bir ilişki içinde yaşar.

Bu ilişki bizim sonsuz yaşama sahip olduğumuzun kanıtıdır.

 

Dua

Dua etmek, yüce Tanrı’nın huzuruna çıkıp O’nunla görüşmek demektir. Bir kişi, kralın huzuruna yıkanmadan ve güzel bir şekilde giyinmeden çıkmaz! Ama Tanrı manevi bir kraldır.

Sadece bedensel olarak yıkanmamız yetersizdir. İncil’de “herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” diyor (Romalılar 3:23). İşlediğimiz günahlar ve itaatsizliklerden dolayı, iç haya-tımız kirlenmiştir. O zaman Tanrı’nın kutsal huzuruna nasıl çıkarız?

İsa Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı, O’na iman eden herkesi günahtan kaynaklanan bu manevi kirlilikten arındırmaktadır.

İncil’de kullanılan bir deyişe göre, İsa’nın kanı sayesinde Tanrı’nın kutsal huzuruna girmek için “cesaretimiz vardır.” Protestanlar olarak, Tanrı katında arındığımız bilincinde olduğumuz için, Tanrı’ya yaklaşmakta büyük bir özgürlüğe sahibiz.

Belirli saatlerde veya konumlarda dua etmemiz gerekmez. Toplanmışken veya yalnız başınayken her zaman Tanrı’nın huzuruna çıkıp O’nunla görüsebiliriz.

Tapınma toplantımızda da, Kutsal Ruh yönetimi altında olarak özgürce şükrederiz, hamdederiz ve istekte bulunuruz.

Mesih’in kanı bizi Tanrı’yla barıştırdı ve artık Tanrı “Göksel Babamız”dır. Bu bağlamda, İsa bizi dua konusunda şöyle özendirmektedir:

Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık ister de ona yılan verir? Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerde olan Babanızın, kendisinden dileyenlere güzel şeyler vereceği çok daha kesin değil mi?

(İncil, Matta 7:7-11)

 

Hıristiyanlar birden fazla Tanrı'ya mı tapınırlar?


Kur'an'ın sık sık Yahudi ve Hıristiyanların tek Tanrı'ya ibadet ettiklerini kabul ettiği bir gerçektir. Keza kimi Müslümanlarca da Yahudi ve Hıristiyanların bir tek Tanrı'ya tapındıkları kabul edilir.

Kur'an'ın sık sık Yahudi ve Hıristiyanların tek Tanrı'ya ibadet ettiklerini kabul ettiği bir gerçektir. Keza kimi Müslümanlarca da Yahudi ve Hıristiyanların bir tek Tanrı'ya tapındıkları kabul edilir. Bununla birlikte Kur'an yine de Hıristiyanların birden fazla Tanrı'ya ibadet eden ya da Tanrı yerine İsa Mesih'e tapınan kişiler olduklarını da ileri sürer.

"Yine andolsun ki, 'Allah üçün üçüncüsüdür' diyenler de küfre batmıştır. Kur'an 5:73]

[Allah şunu da söyledi: "Ey Meryem oğlu İsa! Allah'ın yanında beni ve annemi de iki Tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?" Kur'an 5:116]

[Yemin olsunki, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre batmışlardır. Kur'an 5:17]

Bazı Müslümanların düşüncesine göre, Hıristiyanlar üç Tanrı'ya inanmakla veya Tanrıya şirk koşmak suretiyle veyahut Tanrı yerine bir şahıs ya da başka şey koymakla putperest ve çoktanrıcı olmaktalar. Kur'an'a göre, bir şeyi ya da kişiyi Tanrı'ya eş koşmak en büyük ve bağışlanmaz bir günahtır.

Hakikaten, çoğu Müslüman'ın görüşü Hıristiyanların üçlüğe değil de üç tanrıya inandıkları ve üç ayrı tanrıya tapındıkları yönündedir.

Tanrı, Meryem ve İsa ya da: Tanrı, İsa ve Kutsal Ruh. 1+1+1=3 yapmaz mı? Hıristiyanlar nasıl hesap yapıyorlar da 1+1+1=1 ediyor? Böylelikle Müslümanların gözünde Hıristiyanlar İslam'ın en temel inanışı olan, "Tanrı tektir ve ondan başka Tanrı yoktur" ilkesine ters düşmektedirler.

Dinsel bir tartışma ortamında, daha başından itibaren bir Hıristiyan, Müslüman arkadaşını Kutsal Kitap'ın da Tanrı'nın birliğine ve tapınılmaya layık tek Tanrı'nın yalnızca O olduğuna tanıklığı konusunda ikna edecektir. İşte Tevrat ve İncil'den bazı örnekler:

Senin Tanrın olan RAB benim....Önümde başka ilahların olmayacaktır (Çıkış 20:23).

Tanrı'mız Rab birdir... (Markos 12:29).

İncil'in hiçbir yerinde Tanrı'nın "üçün üçüncüsü" ya da İsa ile Meryem'in Tanrı'nın yanı sıra diğer iki tanrı oldukları ileri sürülmez. İncil'de Hıristiyanlarca bir insan olan İsa Mesih'in Tanrılaştığı da savunulmaz. (Bu nokta ikinci kısımda açıklık kazanacaktır).

Yine de bütün Müslümanların üzerinde hemfikir oldukları husus, yaşayan Tanrı'nın 1 sayısından daha büyük olduğudur; ne Müslümanlar ne de Hıristiyanlar Tanrı'yı 1 sayısı ile eşitlemekten de, 1 rakamını Tanrı ile bağlantılı düşünmekten de hoşlanmazlar.

Müslümanlar şayet Tanrısallığın yanlış bir matematik formülle, yani (1+1+1=3) ifade edildiğinde ısrar ederlerse, (1x1x1)= kaç yapacaktır? Aynen herhangi bir bireyin 1 sayısından fazla olması gibi, Tanrı da 1 sayısından da herhangi bir sayıdan da fazladır. İncil'in sözleriyle:

Sen Tanrı'nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun! Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar (Yakup 2:19).

Cinler, Tanrı'nın bir olduğuna inanırlar. Bu, Tanrıya itaat etmede onlara yardımcı olur mu? Gerçekten, Tanrı'nın hakiki hizmetkârları olmak için Tanrı'nın birliğini ve yalnızca O'nun Tanrı'lığını itiraf etmemiz gerekir.

Ama daha da ötesi, Tanrı'nın kim olduğunu anlamalıyız. Büyük bir merhametle bizler için ne yaptığını, bizden beklentisinin ne olduğunu ve O'na hizmet için yapmamız gerekenleri de anlamalıyız.

Müslümanlar da Hıristiyanlar da bu tek Tanrı'nın kendini tanıtışı ve Onunla kuracakları ilişkinin nasıl olması gerektiği üzerine bilgi edinmelidirler.

 


Kilise.org